Search

meltem slonate

a caelo usque ad centrum

Ein bezauberndes Gedicht von Ahmet Haşim: “Der Funke”

katkelma_1905

Die türkische Poesie geriet Anfang des 19. Jahrhunderts im Bannkreis der französischen Poesie. Einige Poeten versuchten durch neue Formen und Gedanken die türkische Dichtung zu bereichern und zu vertiefen.  Die bezauberndste Mischung zwischen französischem Symbolismus und klassischer türkischer Sprache stellen meiner Ansicht nach einzelne Gedichte Ahmet Haşims dar. “Der Funke” ist ein sehr schönes Beispiel, das einen ganz eigenen und unverwechselbaren Klang besitzt:

Der Funke

wie ein Strom aus Feuer
fließt meine Seele zu Deiner hin.
Wispert aus tiefster Seele
von der ewigen Wunde dieser Liebe.

Im Widerschein des Stroms
Flüchte ich vor diesem Anblick,
entfliehe diesen Lippen,
Still erblicke ich sie aus der Ferne
Im Widerschein dieser Liebe.

~Ahmet Haşim (1884-1933)
Übersetzung: Meltem Demir Slonate

Parıltı

Âteş gibi bir nehr akıyordu
Ruhumla o ruhun arasından
Bahsetti derinden ona halim
Aşkınla bu onulmaz yarasından.

Vurdukça bu nehrin ona aksi
Kaçtım o bakıştan, o dudaktan
Baktım ona sessizce uzaktan
Vurdukça bu aşkın ona aksi.

Das Gedicht wurde von dem Komponisten Ahmed Çağan vertont und von Özdal Orhon mit ihrer klaren Stimme gesungen:

Gemälde: “Katkelma”, 1905 von Helene Schjerfbeck

FRANZ KAFKA’DAN BİR KÜÇÜK FABL

Okleine_fabel_page_1_by_ziankalikleine_fabel_page_2_by_ziankali

“Of” dedi fare, “Dünya her geçen gün biraz daha küçülüyor. Önceleri o kadar büyüktü ki korkup hiç durmadan koşar, uzakta sağımda ve solumda duvarlar görünce mutlu olurdum; fakat bu uzun duvarlar öyle bir hızla birbirine yaklaşıyor ki, kendimi en dipteki odada buluveriyorum ve işte orada köşedeyse ona doğru koştuğum o kapan duruyor.” — “Sadece koştuğun istikameti değiştirmelisin” diyor kedi ve onu yiyiveriyor.

Çeviri: Meltem D. Slonate

Continue reading “FRANZ KAFKA’DAN BİR KÜÇÜK FABL”

60’LARDAN EN SEVDİGİM ‘CHANSON’LAR.. | CHANSONS INSPIRED BY PATRICK MODIANO

2014 Edebiyat Nobel’ini alan Patrick Modiano, 60’lı yıllarda güzeller güzeli Francoise Hardy’e şarkı sözleri yazmışmış. İşte o Modiano’dan esinlenerek o güzelim ‘çiçek’li 60’lardan en sevdiğim ‘Chanson’lar…Evire çevire dinleyiniz 🙂

KAFKA’NIN ÇİZİMLERİ

kafka1kafka2

“Çizimlerimi beğeniyor musun? Biliyor musun, bir zamanlar çok iyi bir ressamdım. Ancak daha sonra kötü bir öğretmenin yanında ortaokul seviyesinde resim yapmayı öğrenmeye başladım ve tüm yeteneğimi mahvettim. Bir düşünsene! Ama bekle, bir dahaki sefere gülmen için sana eski çizimlerimden bir kaç tane göndereceğim. Üzerinden yıllar geçen bu çizimler zamanında beni her şeyden daha fazla tatmin etmişti.”

“Wie gefällt Dir mein Zeichnen? Du, ich war einmal ein großer Zeichner, nur habe ich dann bei einer schlechten Malerin schulmässiges Zeichnen zu lernen angefangen und mein ganzes Talent verdorben. Denk nur! Aber warte, ich werde Dir nächstens paar alte Zeichnungen schicken, damit Du etwas zum Lachen hast. Jene Zeichnungen haben mich zu seiner Zeit, es ist schon Jahre her, mehr befriedigt, als irgendetwas.”

kafka3kafka4

Kafka’nın çizim çalışmalarından çok azı günümüze kaldı; bize kalan bu bir kaç çizimi de arkadaşı Max Brod’un saklama tutkusuna borçluyuz. Bu çizimlerden en fazla akılda kalanlar ise pek çok eserinin kapağında kullanılan ve ekspresyonist-dışavurumcu bir havası olan “kibrit adamlar”.

Kafka Portraet_der_Mutter

Oysa muhtemelen bir fotoğrafına bakarak çizdiği kendi portresiyle annesinin portresi ne yazık ki pek bilinmiyor. Bu çizimlerin tarihleri de net olarak bilinmemesine rağmen 1911 tarihli bir günlük notunda yer aldığı düşünülüyor. Annesinin portresini ise eşiyle bir akşam iskambil oynadığı esnada çizmiş olduğu sanılıyor:

“Rüyadaki gözlüğün akşam yanımda oturan ve iskambil oynadığı esnada kelebek gözlüğünün arkasından rahatsız bir şekilde bana bakan anneme ait olduğunu hatırlıyorum. Daha önce farkettiğimi hatırlamadığım kadarıyla gözlüğü sağ gözüne sol gözünden daha yakın duruyordu.”

“Jetzt erinnere ich mich, dass die Brille im Traum von meiner Mutter stammt, die am Abend neben mir sitzt und unter ihrem Zwicker während des Kartenspiels nicht sehr angenehm zu mir herüberschaut. Ihr Zwicker hat sogar, was ich früher bemerkt zu haben mich nicht erinnere das rechte Glas näher dem Auge als das linke.”

Chicago’da yaşayan İngiliz sanatçı Philip Hartigan ise Kafka’nın çizimleriyle seyredilesi bir video çalışması yapmış:

Kaynaklar: Felice Bauer’e mektuplar, 11./12. Şubat 1913,  Franz Kafka, Mektuplar 1913 – Mart 1914, Yayınlayan: Hans-Gerd Koch, Frankfurt am Main (S.Fischer) 1999, 87. Sayfa 2. Ekim 1911 tarihli günlük notu, Franz Kafka, Günlükler, Yayınlayan: Hans-Gerd Koch, Michael Müller ve Malcolm Pasley, Frankfurt am Main (S.Fischer) 1990.

Görseller: S.Fischer Verlag, Frankfurt am Main

 

Erguvanî aşk

erguvan Continue reading “Erguvanî aşk”

hqdefault

Portre fotoğraf, kapalı bir kuvvet alanıdır. Dört imgesel büyüklük burada kesişir, birbirine çarpar, şekilleri değişir. Objektif karşısında aynı anda kendim olduğunu düşündüğüm kişi, görülmesini istediğim kişi, fotoğrafçının ben olduğumu düşündüğü kişi ve becerilerini göstermek için kendini kullanan kişiyim.”

-Roland Barthes: Aydınlık Oda, Frankfurt am Main 2012

046b0ffa3dcdc49710663fd0867d5068

“Das photographische Portrait ist ein geschlossenes Kraftfeld. Vier imaginäre Größen überschneiden sich hier, stoßen aufeinander, verformen sich. Vor dem Objektiv bin ich zugleich der, für den ich mich halte, für den ich gehalten werden möchte, der, für den der Photograph mich hält, und der, dessen er sich bedient, um sein Können vorzuzeigen.”

-Roland Barthes: Die helle Kammer, Frankfurt am Main 2012, S. 22

Fotoğraf: Roland Barthes annesi ve erkek kardeşiyle, Biscarosse-Landes (1932)

“Kim bu dünyaya gelmek için bu kadar deli idiyse, şiir sayesinde doğmaya hazır olduğunu da bir gün kavramalıdır.”

P. Sloterdijk, Dünyaya Gelmek – Dile Gelmek

“Wer verrückt genug war, zur Welt zu kommen, sollte irgendwann begreifen, dass er reif ist für die Entbindung durch Poesie.”

P. Sloterdijk, Zur Welt kommen — Zur Sprache kommen. Frankfurter Vorlesungen, Frankfurt/M. 1988, p. 138.

ROMAN GİBİ

“Simdi anlıyorsundur muhakkak, bütün çabalarıma rağmen gerçekten roman olan romanları yazmada ne kadar zorlandığımı; çünkü her adımda, her sayfada kendi hayatımın gerçekliğine çarptığımı; kişisel deneyimlerime, anılarıma..Uydurmak neden, sonsuz sayıda anlatılacak malzemenin olduğu roman gibi böyle bir hayat sürmüşsen? Oysa gerçek roman gerçeği aydınlatan, taşıyan ve belki de değiştiren bir yaratma eylemi, sahte bir evrendir. İnsan Boris Vian gibi “Bu kitaptaki her şey gerçektir, çünkü hepsini ben uydurdum” diyebilmeliydi. Ben de hepsini uydurabilmek isterdim…”

Jorge Semprún, ‘20 yıl ve bir gün’

“Jetzt verstehst du bestimmt…warum es mir trotz aller aller Mühe so schwerfällt, Romane zu schreiben, die wirkliche Romane sind: weil ich bei jedem Schritt, bei jeder Seite auf die Wirklichkeit meines eigenen Lebens stoße, meiner persönlichen Erfahrung, meiner Erinnerung: Warum erfinden, wenn du ein so romanhaftes Leben gehabt hast, in dem es unendlich viel erzählerisches Material gibt? Der echte Roman ist aber ein Schöpfungsakt, ein falsches Universum, das die Wirklichkeit erhellt, trägt und vielleicht verändert. Man müßte wie Boris Vian sagen könnten: In diesem Buch ist alles wahr, weil ich alles erfunden habe. Auch ich würde gerne alles erfinden…”

Jorge Semprún, Zwanzig Jahre und ein Tag, Frankfurt am Main 2006, S. 252f.

MEKTUP DEYİNCE

tumblr_nuglte48lr1r328o5o1_500

“Bûselerden ziyade mektuplar ruhları harmanlar.”

“More than kisses, letters mingle souls.”

~John Donne

Blog at WordPress.com.

Up ↑